İlk O, son Sen...
Umutları tükenmiş bir başlangıçla adlandırılır önce hayat.Sonrasında bir çok kalp girer çıkar da hayatına,sen uzun bir süre bir yerde takılır kalırsın.Her gün aynı güneşle uyanıp,her batan güneşte yine aynı düşü görmek bir zaman gelir sıkar ve yorar ruhunu.Kurtulmaya çalışsan da her daim omzundadır bir eli.Her ne kadar dönüp bakmaya korksan da,bilmezsin o bir çift göz eskisi kadar anlam taşımaz senin için…Zor gelir onsuz yürümek sokaklarda,ya da onsuz rüyalara dalmak.Tek bıraktığı hatıra gözyaşıdır avuçlarında.O da ne kadar teselli eder seni,bilinmez…
Zaman geçer,yaşanılanlar silinmeye başlar.Sen yorgun…Sen umutsuz…Sen çaresiz…Uzun zaman olmuştur güneşe merhaba demeyeli,uzun zaman olmuştur gözlerine parıltıyı yerleştirmeyeli…Alışmışken ona dair hatıralara sarılarak uyanmaya,belki de iki ölümsüz satır değiştirmiştir hayatını.Yeni bir başlangıca hazır olmadığını düşündüğün anlarda aynaya bakarsın ve kendin de şaşırırsın yüzüne konmuş olan tebessüme…’Haydi’ dersin kendine bir kez daha,bu sefer sonu yok mutluluğun,bu sefer yara almadan döneceğim bu savaştan.
Daha temkinli atarsın adımlarını,daha iyimser günlerdir önündekiler.Anlam katmaya başlar,mutlu olmaya çalışır,saklarsın hayallerini.Sunulmayı bekleyen bir armağan misali,koyuverirsin kalbini avuçlarına ve dolaşırsın…Ruhun yanında dost,hayali bir melodi saçlarını okşayan…Yine bilinmez bir gelecek ama bu sefer korkutmayan,aksine yaşanmak isteyen..Kim bilir,belki de hayal edilen senelerdir.
Önceleri küçük mutluluklar,sonrasında duygular bir çığ içinde.Büyür gider de,engel olamazsın.Sabreder,devam eder,beklersin…Bir bakmışsın,o kadar çok şey birikmiş ki O’na dair…Anlam veremezsin ama vazgeçmezsin de…Huzurlusundur çünkü…Farklıdır bir öncekinden…Zamanla ‘O’, ‘Sen’ e dönüşür.Usulca dokunursun yüzüne,bakarsın gözlerinin içine,kaybolursun…Tek bir cümledir dudaklarından dökülen; ‘Hayatımdaki her şey sana dair..’
Bitmesin!
