Ebruli Melek...
Tüketmekle başlar, biriktirmekle devam edersin hayata. Verilen şans kadar hakkın varken soluk almaya, sonraları ya bu şanstan harcarsın ya da üstüne düşlerini de eklersin. Gün gelir; sıkıldığında tek düzelikten, farklılığın peşinden koşmaktan yorulduğun bir an tekrar parlar yıldızlar. Hayatın çatı katından izlerken olup biteni sen yeşillerin içinde aslında ne kadar da güzelsindir, tahmin bile edemezsin.
Gözlerine her bakışım umut mahsulü cümleler içerir, anlamazsın. Kısa metrajlı sohbetler içerisinde birden sıcacık oluverir en karamsar beklentiler. Geride bırakılan zamanın uzunluğu umurunda değildir halbuki. Sanki sen yaşamamışsın, sanki sen hiçbir şey hatırlamıyorsun geçmişe dair. Bugünün büyüsü öyle bir sarmış ki ruhunu, atacağın adımlar bile tutumluluktan uzak, savruluvermeye başlamış. Dedim ya umarsızca göç ediyorsun duyguların arasında. Hepsi ayrı bir tat, çünkü hepsi sana ait…
Bırak şimdi soru işaretlerini, hikayemi dinle. Seninkine benzer, seninkine dost bir yanı var günlerimin. Belki diyorum, belki sen de bir ortaklık içerisinde bunca tesadüfün arasında zorlanıyorsun seçimlerinde. Yani uzun lafın kısası bir melek arıyorsun bin bir kılığa bürünmüş. Her düştüğünde kaldıracak, gözyaşlarını tekrar gözlerine yerleştirecek ve zamanı geldiğinde seni de bir tüy misali hafifçe O’nun kollarına bırakacak.
Merak etme, bir gün gelir unutursun tüm acıları. Hani geride bırakmış olduğun kırıkların var ya, onları biriktirip yerleştirdiğinde en güzel köşene işte o zaman tüm çiçekler senin için açar. Şöyle bir dönüp baksan göreceksin yanındakileri ve umursamayacaksın üzüntünün sebeplerini. Bir gün gelecek inanamayacaksın yüzündeki tebessüme, çığlıklar atacaksın umarsızca… Yeter ki sabretmeyi bil!
Bir cansın çünkü, her şeyden öte sevgi tüketiyorsun varlığınca. Herkesin ve her şeyin olduğu gibi sen de hak ettiklerinle beraber gömüleceksin. Ne eksik ne fazlası yandaş olmayacak. İyilik yapıp iyilik görecek, sevip sevileceksin... Hiç üzülme, görüyor her şeyi sen her yerdeyken, O hep yanında… Bil ya da bilme önemi yok, seviliyorsun...
Alacakaranlık senfonisi şimdi dudaklarımdan dökülenler : Oysa ben hep güneş getirir sanırdım sevdaları… Yanılmışım…
Gürdal ÇAKIR
